Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Gözyaşı döken
– Acılı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı elden ayaktan düşmüş eşkrız bir adamcağız ne yapsın.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Ağlayan
– Gözyaşı döken
– Acılı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşlı elden ayaktan düşmüş eşkrız bir adamcağız ne yapsın.”
Kelime Kökeni: Arapça-esrâr+Farsça-engîz
– Gizemli
– Sırlı
– Bilinmez
– Esrarlı
– Ürperti verici
– Gizli
– Saklı olan
– İçinde gizem bulunan
Cümle içinde kullanımı: “Esrârengiz olayların döndüğü bu kitap oldukça sürükleyici.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gelenekçi
– Eskiye bağlı eser veren
– Eserleri gelenekçi olan
Cümle içinde kullanımı: “Yazarın söyleşi tarzında kaleme aldığı yazılarındaki üslubu eser-tarâz olarak değerlendirebiliriz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– İyi at koşturan
– Hipodrom
– At koşturucu
– At koşturan
– At yarışlarının yapıldığı yer
Cümle içinde kullanımı: “Saf kan atların çoğu esb-tâz kişilere ayrılır özel olarak yetiştirilirler.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– İyi ata binen
– Jokey
– Yarış atlarına binen
Cümle içinde kullanımı: “Esb-engîz atın hastalığını gözünden yürüyüşünden hemencecik anlar.”
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul ad
– Üstatlar
– Hocalar
– Profesörler
– Öğretmen
– Öğüt veren kimse
-Büyük zat
Cümle içinde kullanımı: “Esâtîz verdiği öğütlerle bizim gibi gençlere deneyimlerini öğretmeyi amaçlar.”
Deyim
– Önemi yoktur
– Kendisine değer veren olmaz
– Adı anılmamak
– Değer verilmemek
Cümle içinde kullanımı: “Bundan böyle onun gibilerin burada esâmesi okunmaz buralarda.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Pirinç
– Kadir ve itibar
– Baha
– Buğdaygillerden kökleri bol su içinde yetişen bitki
Cümle içinde kullanımı: “Toprağı şenlendiren erz sofraları da her zaman bereketlendirir.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Nazik
– Sevimli
– Kibar
– İnce yapılı
– Narin
Cümle içinde kullanımı: “Nazenin eruz güzelliğiyle öyle bir çalım atıyor ki sanırsın dünyayı o yarattı.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Yıkılmış bir binanın yıkıntısı
– Döküntü
– Çöküntü
– Yıkıntı
– Harabe parçaları
– Çöken şeylerin kalıntısı
Cümle içinde kullanımı: “Varlığın evimi ısıtmazken yokluğunun enkâzına daha ne kadar tutunabilirim?”